22°C
Bolu HAVA DURUMU22°C Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
BİZE ULAŞIN info@dortdivanortakoy.com

Cuma Sohbeti

Dörtdivan Ortaköy Köyü

Cuma Sohbeti (28/04/2017)

- +
Cuma Sohbeti (28/04/2017)

MAHKEMEDE BİR SULTAN

Fatih, İstanbul’un fethinden sonra, vazifesini emrinin hilâfına yapan bir hıristiyan mimarın kolunu kestirmişti. İstanbul kadısı Hızır Bey, Fatih’in en yakın arkadaşı ve dostu idi. Kendisini İstanbul kadılığına da Fatih tayin etmişti.

Eli kesilen hıristiyan mimar, Kadı Hızır Bey’e gidip Fatih’i dâvâ etti. Bir hükümdar olarak Fatih’e hitap tarzı;

«es-Sultân İbnü’s-Sultân el-Gāzî Ebu’l-Feth Muhammed Hân-ı Sânî» iken kadı Hızır Bey, teb’anın herhangi bir insanına kullanılan hitapla celp-nâme gönderdi:

«Murad oğlu Mehmed, şu saatte mahkemeye gelin!»

Fatih, murâfaa (duruşma) günü mütevâzı bir ferd-i millet gibi âlâyişsiz bir sûrette mahkemeye gitti. Maznunlara tahsis edilen yere oturdu. Hızır Bey, yerini aldı ve muhâkeme başladı.

Mahkemelerde hâkim adâlet tevzî ettiği için oturur, diğerleri ayağa kalkarak, ayakta ifade verirdi. Hızır Bey, Fatih’i otururken görünce, O’na;

“–Suç murâfaası üzresin, ayağa kalk!” diye ihtar etti.

Bu îkaz üzerine Fatih, ifade için ayağa kalktı. Kadı Hızır Bey, muhâkeme neticesinde Fatih’i suçlu, hıristiyan mimarı mazlum buldu. Kısas âyetini okudu. Ve Fatih’in kolunun aynı şekilde kesilmesine karar verdi.

Bütün dünyayı dize getiren cihan padişahı Fatih, kararı sükûnet ve tevekkülle karşılayarak;

“–Hüküm şer‘-i şerîfindir!..” dedi.

Hıristiyan mimar, bu ulvî adâlet sahnesinden fevkalâde duygulanarak gözyaşları içinde söz aldı:

“–Hakkımdan vazgeçiyor, diyet kabul ediyorum!..”

Dâvâ, bu sûretle tatlıya bağlandıktan sonra Fatih, Hızır Bey’e;

“–Benden değil de Allah’tan korktuğun için seni tebrik ederim!..” dedi.

Ayrıca Fatih, şahsî malından hıristiyan mimara bir ev bağışladı. Bunun üzerine hıristiyan mimar;

“–Dünyada böyle bir adâletin eşi yoktur. Ben artık bu andan itibaren müslümanım…” diyerek kelime-i şahâdet getirdi.

Bir misalle iktifâ ettiğimiz bu adâlet ve hakkāniyet sayesinde; Osmanlı, insanlık tarihinin en uzun ömürlü hanedanlarından biri olmuştur. Osmanlı; fethettiği beldelerde adâleti sağladığı için, çoğu kez, küfür beldelerin halkları, fatihlerini kendileri davet etmişlerdi. Osmanlı; zalim derebeylerini, voyvodaları bertarâf ederek, hakikî insâniyet ve vicdan hürriyeti getirdi. Tâ Lehistan’da dahî;

“Osmanlı atları Vistül Nehri’nden su içmedikçe, bu ülke hürriyet ve istiklâle kavuşamaz!” sözü, önce darb-ı mesel, sonra hakikat olmuştu.

Fransız İhtilâli sırasında meşhur feylesof Lafayet;

“Ey büyük insan! Senin tevzî ettiğin hak ve adaleti şimdiye kadar kimse tevzî edemedi!” diyerek peygamber Efendimiz’in büyüklüğünü tasdik etti.

Batılı yazar Thomas Carlyle da şu itirafta bulundu:

“Başında taç bulunan hiçbir imparator, kendi eliyle yamadığı hırkayı giyen Hazret-i Muhammed kadar dünyada itibar bulmamıştır.”

YORUM GÖNDERYorumlarınızı göndermek için alt kısımdaki formu kullanabilirsiniz.

  • Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.